Son mesaj - Gönderen: YÜKSEL YALÇIN - Salı, 09 Mart 2010 08:52
Cennet Anaların ayağı altındadır." Müjdesi ile müjdelenen tüm kadınlarımızın "Kadınlar Günü"nü kutlar Vatana Millete Hayırlı evlatlar yetiştirmeleri temenisiyle;sağlık, mutluluk ve başarılar dilerim. FAHRİ YALÇIN
KÖŞE YAZARLARIMIZ...

 

http://www.yaydemirkoyu.org/mkportal/modules/gallery/album/a_402.jpg http://www.yaydemirkoyu.org/mkportal/modules/gallery/album/a_536.jpg                                http://www.yaydemirkoyu.org/mkportal/modules/gallery/album/a_401.jpg       http://www.yaydemirkoyu.org/mkportal/modules/gallery/album/a_404.jpg 

 

 

 

 

 

 

 

 Okumak İstediğiniz Köşe Yazarlarımızın İsimlerine Tıklayarak Okuyabilirsiniz.

 
REKLAMLAR

 
ÜYE KAYIT FORMU İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ !!!

 
Son Haberler
TEBRİK, TAZİYE VE KUTLAMA MESAJLARIMIZ
İSTANBULDA GÜMÜŞHANELİLER ŞÖLENİ

İstanbul GÜDEF 7 Mart 2010 Pazar günü İstanbul Bağcılarda yapılacak Gümüşhanenin 92.yıl Kurtuluş Şenliklerine hazır.

İstanbuldaki il-ilçe ve  köy derneklerinden müteşekkil Gümüşhane Dernekler Federasyonu GÜDEF, aynı zamanda 3. yaşına girdiği  bu yılda, yaklaşık 4 aydır hazırlığını yürüttüğü programında Gümüşhaenin Kurtuluş Programında Kurtuluşun tarihçesi, yerel kültürel aktivitelerle kendini tanıtmış olacak.Geçen yıl yaklaşık 4000 kişinin doldurduğu Bağcılar Olimpik salona bu yıl Federasyona yeni giren derneklerle birlikte rekor sayıda katılım bekleniyor.
Programın sanatçıları;
- Nuray HAFİFTAŞ,Aşık Kul Nuri,Selahattin TANIŞ,Mahmut POLAT,Onur AKGÜL,Cemal KAYA,Hüseyin KAYA, Cevdet AŞKIN..

Pazar günü saat 18.00 den itibaren Mavi Karadeniz TV den canlı yayınlanacak program 24.00 de sona erecek.

İstanbuldaki tüm hemşerilerimizi programaya katılmaya, katılamayacak hemşerilerimizi ise Mavi Karadeniz TV de ekranlarına davet ediyoruz.  

...

Gönderen YÜKSEL YALÇIN, Cumartesi, 06 Mart 2010 21:11 Yorumlar(0), Hepsini Oku
KÖYÜMÜZDEN HABERLER
BEN ÖĞRETMENİM

Köyümüzün emekli öğretmenlerinden Fazlı OĞUR 24 Kasım 2000 yılında öğretmenler günü için yazdığı " Ben Öğretmenim" adlı şiir ile il birincisi olmuştu. Hocamızı tebrik ederken, şiirinide sizlerle paylaşıyoruz.


BEN ÖĞRETMENİM


Ben öğretmenim!
Bazen ıssız bir dağbaşında
İsimsiz çeşme
İsteyen canlı tadar suyumu.
Kıskanmam kimseden
Bir yudumumu.


Ben öğretmenim!
Bazen parklarda ulu bir çınar,
Yamaçta çalı.
Sellerde set, güneşte gölge
Okulda kalem olur
Gövdemin her dalı.



Ben öğretmenim!
Ağrı’da zirve, Kaçkar’da yayla.
Toros’ta çiçek.
Bolu’da Köroğlu olur
Haykırırım haksızlığa.
Dergah olurum yunus’lara
Sevgi saçarım kucak kucak.


Ben öğretmenim!
Burçlarda bayrak, kışlada asker.
Çelik kanat olurum göklerde.
Sakınırım yurdumu kem gözlerden kötülüklerden
Herkes böyle olsun derim.



Ben öğretmenim!
Kıvrım kıvrım akan Kızılırmak’ta
Ovalar sular suyum.
Kahramanlık timsali,
Coşarım Sakarya, Tuna Gökırmakta
Tufan misali.


Ben öğretmenim!
Bazen Pamir yaylasında Oğuzhan
Alpaslan olurum Malazgirt’te
Haliçte Fatih, serhatta akıncı.
Kocatepe de askeriyle ölüme koşup
Bayraklaşan
Mustafa Kemal olurum.


Ben öğretmenim!
Karanlık odada mum
Tahtaya yazan tebeşir
Güneşle buharlaşan su misali
Gökyüzüne çekilir,
Rahmet bulutları gibi
Yağmur olur yer yüzüne yağarım.     


24 Kasım 2000
Fazlı UĞUR

...

Gönderen M Yucel ERGİN, Çarşamba, 03 Mart 2010 18:51 Yorumlar(0), Hepsini Oku
SİZDEN GELENLER
---ÇARESİZLİK ÖYKÜSÜ

Geçen çarşıda bir tanıdık gördüm
Baktım ki halinde bir gariplik var
Ayaküstü biraz hal hatır sordum
Dedi derdim büyük çok sıkıntım var


Dedim ki hayırdır anlat ne oldu
Dedi ki icradan memurlar geldi
Evde ne var ise hep kayda aldı
Şimdi ne bir dolap ne makinem var


Dedi bilmiyorum acep nedeyim
Dedim elimde yok yardım edeyim
Dedi ki sen söyle kime gideyim
Ne halden anlayan ne bilenim var


Şu benim halimi bir duyan olsa
Bana üç beş kuruş borç vere bilse
Düze çıktığımda geriye alsa
Amma bu devirde yapanı mı var


Baktım ki gerçekten büyük acısı
Hiç ilgilenmiyor kardeş bacısı
Ne amcası ne hocası hacısı
Ayağı kayanın hocası mı var


O anlattı benim içim sızladı
Bastı tuzu yaralarım tuzladı
Dertlerinin bir kısmını gizledi
Çünkü anlatacak mecalimi var


Bir kısmın anlattı getirdi dile
Dertlinin halini dertsiz ne bile
Dedim Yüce Mevla’m yardımcın ola
Dedi Amin, ondan başka kimim var


Resul der haddini bilerek yaşa
Hayatta bin türlü dert gelir başa
Elinde var iken harcama boşa
Düşenin ne ahbap nede dostu var.


Resul KARAKULLUKÇU

...

Gönderen M Yucel ERGİN, Pazartesi, 01 Mart 2010 15:34 Yorumlar(0), Hepsini Oku
TEBRİK, TAZİYE VE KUTLAMA MESAJLARIMIZ
BAŞKAN MERDAN GÜMÜŞHANE DEVLET HASTANESİNDE TEDAVİ GÖREN KÖYLÜLERİMİZİN KANDİLİNİ KUTLADI

     Yaydemir Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Celal Merdan Mevlid kandili nedeni ile Gümüşhane Devlet Hastanesinde tedavi gören köylülerimizi ziyaret ederek kandillerini kutladı.
     Öte yandan Ayşe YALÇIN’ın bugün taburcu olunacağı biliniyor.


 


...

Gönderen M Yucel ERGİN, Cuma, 26 Şubat 2010 10:17 Yorumlar(0), Hepsini Oku
TEBRİK, TAZİYE VE KUTLAMA MESAJLARIMIZ
MEVLİD KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN...

Tüm Köylülerimizin Mübarek Mevlid Kandilini Kutlar, Kandilin Esenlik ve Huzur Getirmesini Dilerim.


Yader Başkanı
Celal MERDAN

...

Gönderen M Yucel ERGİN, Perşembe, 25 Şubat 2010 17:16 Yorumlar(0), Hepsini Oku
TEBRİK, TAZİYE VE KUTLAMA MESAJLARIMIZ
MEVLİD KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN

Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili
Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.

Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.

O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.

İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.

Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?

Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.

O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler.(1)

Bîr Yahudi İleri geleni Mekke'de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
- "Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu.
- "Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.
Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
"Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin'in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.

Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular." haberini aldılar.

Ertesi gün Yahudiye vardılar:
"Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?" dediler.
Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?" dedi.
Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler. Yahudi, "Beni ona götürün" dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine'nin evine gittiler, içeri girdiler.
Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,

"Ne oldu sana, yazıklar olsun" dediler.

Yahudi, "Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.

"Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi.(2)

Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..

Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."

Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı.(3)

Aynı gece Hz. Âmine'nin yanında bulunan Osman ibn Âs'ın annesinin gördükleri de şöyle:

"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük."

Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:

"Hem Muhammed gelmesi oldu yakin
Çok alâmetler belürdi gelmedin"

Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.

Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.

Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)

Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.

Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.

Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.

Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.

Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.

Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah'ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)

İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.
Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.

Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.

...

Gönderen YÜKSEL YALÇIN, Perşembe, 25 Şubat 2010 13:54 Yorumlar(0), Hepsini Oku
 
GeopbyteZ by Zeuder


MKPortal C1.2.1 ©2003-2008 mkportal.it
Bu safya 0.03395 saniyede 13 sorguyla oluşturuldu